Gereksiz Tükettiğimiz Binlerce Şey

Untitled-2
Eminönü-Karaköy

Karaköy' den bir kare

Bir haftasonu akşamı Eminönü, Karaköy’ ü gezmek için yola çıktık. Eminönü’ nün farklı bir tadı olsa da, amacımız İstanbul Ticaret Üniversitesi Üretim Araştırmaları Kulübü olarak da tanıdığımız Nadir Güllü’ nün sahibi olduğu Karaköy Güllüoğlu’ na gitmekti. Akşam vakti Galata köprüsünü geçtik ve sahili takip ederek Karaköy vapur iskelesi ile cafe ve restaurantların arasında kalan sokakdan geçtik. 2011 yılında İsmek fotoğraf kursu ekibi olarak çok sık ziyaret ettiğimiz Karaköy’ de en çok sevdiğim mekan Yeraltı Cami’ dir. Yeraltı Cami’ sinin avlusunda amcalar akşam namazını yapmış çıkarken bankta oturan bir çocuk dikkatimi çekti. Bir çocuğu herhalde camiye girerken kimse cami dışında bırakmaz. İnsan aklı diyor ki o sırada kesin dilencidir veya bir oyun olablir bu masumiyet. Çocukla konuşmaya başladık ve yengesinin ona beklemesi gerektiğini söylediğini, geleceğini söylemiş. Cami ile alaksı da yokmuş, çocukcağız vapurdan korktuğu için avluya gelmiş. Elinde bir cemaatin kitabı var belli ki gelir kapısı olarak kitabı satıyor. Çünkü, çocuğun okuma yazması da yok. İsimini sorduğumda ise Büşra cevabını aldım. Evet, Büşra bir kız çocuğu 9 yaşında karanlıkta cami avlusunda oturuyor ve “Allah’ ım yardım et” , “Allah Allah neden böyle oldu?” diye kendi kendine mırıldanıyor. Alt dudağı patlamış, annesi başka bir adama kaçmış, gerçek babası hapisteymiş vs. Böyle bir hayat düşünün ve ne yaşadığınızı düşünün. Yengesinin bekle dediği yere götürdük Büşra’ yı, hiç bir şekilde para, çikolata yada yemek tekliflerimizi kabul etmedi. Çok sakin, temiz yüzlü bir çocuktu. Yengesni uzaktan gördü ve döndü çok teşekkür ederim, ben  yengemi gördüm dedi ve yengesine koştu.

Karaköy Yeraltı Cami

Karaköy Yeraltı Cami

Bu anları yaşarken hep çocukken yalnız kaldığım, korktuğum anlar  ve elimde olan hayatın bir çok kişinin hayali olabileceğini düşünmeden zorluklara karşı gayretimi başarı olarak görmem aklıma geldi. Ben elimde bir çok imkanla bir kaç şey peşinde koşarken, insanlar elinde hiç bir şey yokken korkularıyla başa çıkmaya çalışıyor. Büşra ordan eve gitmeyi biliyor. Ama, yengesinden başka da korkusunu giderebileceği o karanlıkta kimse yok. Biz tüketici toplumu olmaya devam ederken, yanı başımızda insanların tükendiğini göremiyoruz. Bir topluluğun içinde bir kaç kötü adamın işini genele vururken, bir kaç dilencinin yaptıklarından tiksinip bütün ihtiyaç sahiplerini aynı şekilde yorumlayabiliyoruz. Zor durumda bunca insan varken gereksiz tükettiğimiz binlerce şeyin hesabı bizleri mızrak boyu kadar yakın güneş altında bulutsuz bırakacak.

Selametle,

Leave A Comment